Tag Archive : istanbulpsikoterapist

Toksik pozitiflik, bireyin her koşulda olumlu hissetmesi gerektiği inancını merkeze alan ve olumsuz duyguları bastırmayı teşvik eden bir psikolojik yaklaşımdır. Bu yaklaşım çoğu zaman iyi niyetle ortaya çıkar; kişiyi korumak, motive etmek ya da acıyı hafifletmek amacı taşır. Ancak psikolojik araştırmalar, sürekli pozitif olmaya zorlanmanın duygusal iyilik halini artırmak yerine çoğu zaman tam tersine yol açtığını göstermektedir.

İnsan psikolojisi, yalnızca mutluluk ve iyimserlik üzerinden çalışan bir sistem değildir. Üzüntü, kaygı, öfke, hayal kırıklığı gibi duygular da psikolojik bütünlüğün doğal ve işlevsel parçalarıdır. Bu duygular, bireyin çevresiyle ve kendi iç dünyasıyla ilgili önemli sinyaller taşır. Toksik pozitiflik ise bu sinyalleri geçersizleştirir ve kişiye, “böyle hissetmemeliyim” mesajı verir. Bu noktada sorun, olumsuz duyguların varlığı değil; onların reddedilmesi ve bastırılmasıdır.

Psikoloji literatüründe duyguların bastırılması, kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede stres düzeyini artıran bir faktör olarak tanımlanır. Bastırılan duygular zihinsel sistemden kaybolmaz; bedensel belirtiler, yoğun kaygı, duygusal dalgalanmalar veya tükenmişlik hissi şeklinde geri döner. Sürekli pozitif olmaya çalışan bireylerde baş ağrısı, mide sorunları, uyku bozuklukları ve duygusal kopukluk gibi belirtilerin daha sık görülmesi bu nedenle şaşırtıcı değildir.

Toksik pozitiflik, özellikle zorlayıcı yaşam olayları sırasında belirginleşir. Kayıp yaşayan, travmatik bir deneyim geçiren ya da yoğun stres altında olan bir bireyin yaşadığı duygular, “olumlu düşün”, “her şeyin bir sebebi var” veya “daha kötüsü de olabilirdi” gibi ifadelerle geçersiz kılındığında kişi yalnızlaşır. Bu yalnızlık, sosyal çevreden çok, duygusal düzeyde yaşanır. Birey anlaşılmadığını hisseder ve duygularını paylaşmaktan kaçınmaya başlar.

Güncel psikolojik yaklaşımlar, ruh sağlığının temel bileşenlerinden birinin duygusal kabul olduğunu vurgular. Duygusal kabul, kişinin hissettiği duyguyu değiştirmeye çalışmadan önce fark etmesi ve ona alan açması anlamına gelir. Bu yaklaşımda amaç, olumsuz duygulara saplanmak değil; onları bastırmadan, yargılamadan ve gerçekçi bir şekilde ele alabilmektir. Sağlıklı pozitiflik, tam da bu noktada devreye girer. Sağlıklı pozitiflik, “iyi hissetmeliyim” baskısı yaratmaz; “şu an zorlanıyorum ama bu geçici olabilir” gibi gerçekçi bir umut içerir.

Toksik pozitiflik ile sağlıklı pozitiflik arasındaki temel fark, gerçeklikle kurulan ilişkidir. Toksik pozitiflik gerçekliği inkâr ederken, sağlıklı pozitiflik gerçekliği kabul eder. Birinde duygular susturulur, diğerinde dinlenir. Psikolojik iyilik hâli, duyguların yokluğunda değil; duygularla kurulan sağlıklı ilişkide ortaya çıkar.

Sonuç olarak, toksik pozitiflik iyi niyetli olsa bile bireyin duygusal ihtiyaçlarını göz ardı eden bir yaklaşımdır. İnsan zihni, sürekli mutlu olmak üzere tasarlanmamıştır; anlamak, hissetmek ve düzenlemek üzere çalışır. Olumsuz duygular, psikolojik bir arıza değil; sistemin çalıştığını gösteren işaretlerdir. Ruhsal sağlığı destekleyen yaklaşım, duyguları bastırmak değil; onları fark etmek, kabul etmek ve gerektiğinde profesyonel destekle ele almaktır. Pozitiflik değerlidir, ancak ancak gerçekliğe temas ettiğinde iyileştirici olur.

Klinik Psikolog Sezen Sağlam