Tag Archive : Aldatma

Evliliklerde aldatmanın nedenleri cinsiyete göre farklılık gösterir, erkekler ve kadınlar farklı nedenlerle aldatırlar.

Erkekler neden aldatırlar?

Erkeğin kişilik yapısı aldatma nedenleri arasında önemlidir. Güzel bir kadınla evli olan bazı erkekler, eşinin çevre tarafından beğenilmesi ve takdir görmesinden dolayı kendileri aşağılık ve değersizlik duyguları hissederler ve bu yüzden de eşinden intikam almak, eşini değersizleştirmek için aldatırlar. Bunu yapan erkekler daha çok narsistik kişilik yapısına sahip olan erkeklerdir.

Bir başka neden ise erkeklerin evliliklerin getirdiği beklentileri karşılayamaması, yenilik istemeleri, yaşayacakları anlık zevke yenik düşmeleri olmaktadır. Erkekler aldatmayı bir varoluş mücadelesi olarak ta görebiliyorlar özellikle de evli ve çocuğu olan erkekler bu şekilde görüyorlar. Bu erkekler kendilerinden yaşça daha küçük ve genç olan kadınlarla ilişki kurarak, kendilerinin hala güçlü olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar.

Ayrıca erkeklerin sorun oluşturacak kadar yüksek alkol kullanımı da eşlerini aldatmalarında etkili olabiliyor. Kadınlar daha çok duygusal yakınlık için aldatırken, erkekler daha çok cinsellik için aldatmaktadırlar. Ayrıca erkeklerin aldatma davranışının tesadüfi olduğu ve duygusallık içermediği ifade edilir.

Özetle erkekler aldatma nedenlerini şu şekilde ifade ederler; o kadına aşık oldum, heyecan olsun diye yaptım, çok fazla alkol almıştım, evliliğimde tatminsizlik yaşıyordum, karım benimle hiç ilgilenmiyor, evliliğimde çok fazla sorun var, ortam onu gerektiriyordu, olaylar ona göre gelişti gibi çeşitli nedenler sunarlar.

Kadınlar neden aldatırlar?

Kadınların aldatma nedenleri daha çok duygusal ihtiyaçlarının karşılanmaması ile ilgilidir. Duygusal açıdan ihmal edildiklerini düşünmeleri, eşlerinden daha zengin ve statü sahibi kimselerle olmayı arzu etmeleri, cinsel doyum sağlayamamaları, evliliklerin getirdiği sorumlulukların yükünden kurtulmak istemeleri dolayısıyla aldatabilirler.

Mutsuz olan kadınlar daha fazla aldatma ihtimaline sahiptirler, ilişkilerinin gidişatı bu durumda çok önemli bir yere sahiptir. Kısacası kadınların aldatma davranışı göstermesinde, evlilik içerisinde duygusal olarak ihmal edilmiş ve reddedilmiş hissetmeleri en önemli nedenlerdir.

Bunun yanı sıra özgüveni düşük kadınların, kendine olan güvenlerini fazlalaştırmayı istemeleri, istediklerini elde edebileceklerini kendilerine kanıtlamak için, kocalarının kendilerini aldatmasından dolayı intikam almak için aldattıklarını da söyleyebiliriz.

Özetle kadınlar aldatma nedenlerini şu şekilde ifade ederler;  evliliğimde çok mutsuzdum, eşim beni çok fazla ihmal etti, bir başkasına aşık oldum, istediğimi elde edebileceğimi kendime ispat etmek için, kocam beni aldattığı için, yakınlık ve şefkat ihtiyacımdan dolayı, kendimi yalnız hissettiğim için, cinsel ihtiyaçlarım karşılanmadığı için vs. çeşitli nedenler söylerler.

Uzman Klinik Psikolog Sezen Sağlam

Aldatma ve sadakatsizlik birbirinin yerine kullanılan kavramlar olsa bile aslında farklı şeylerdir. Aldatma, sadakatsizlik sonucu ortaya çıkan, dürüstlüğe zarar veren, söylem ve davranışlardır. Sadakatsizlik bir seçim, aldatma ise bu seçim sonrası ortaya çıkan eylemlerdir.
Aldatma kişinin evli veya ilişki içerisinde olduğu kişi dışında bir başkasıyla yaşadığı, güven ilişkisini sarsan, çiftlerin birbirlerine verdikleri sözleri ihlal eden, cinsel ve duygusal olarak yaşanan eylemlerdir. Evliliklerde aldatma bazen yaşanan sorunların sonucu olabilirken, bazen de evliliklerde yaşanan sorunların sebebi olabilmektedir. Aldatmalar sadece sağlıksız, sorunların olduğu evliliklerde değil, hiç sorunsuz evliliklerde de görülebilmektedir.
Aldatma evliliklerde ve ilişkilerde güven duygusunu derinden sarsan çok incitici bir durumdur ve geçmişten günümüze artış göstererek devam etmektedir. Aldatma bir evlilikte sadece çiftleri değil tüm aile bireylerini ve özellikle de çocukları olumsuz etkiler.
Aldatma veya aldatılma evlilik terapistlerine en fazla getirilen problemlerden biri olmakla beraber, evliliklerin sonlanmasına en fazla sebep olan nedenlerden biridir.

Peki aldatmanın nedenleri nelerdir?

Aldatmanın nedenleri oldukça fazla ve karmaşıktır. Bu nedenler arasında evlilik ilişkisinin kalitesi önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle evlilik içerisindeki duygusal ve cinsel tatminin az olması veya düşük bir kalitede olması aldatmaya neden olabilir.
Bunun yanı sıra evliliklerde yaşanan mutsuzluk ve çatışmalar, evlilik dışında ortaya çıkan fırsatlar ve seçenekler de aldatmalara neden olmaktadır. Eşlerin birbirlerini duygusal anlamda anlamamaları, birbirlerine duygularını ve ihtiyaçlarını anlatmada yetersizlik yaşamaları, birbirlerinin gereksinimleri ve ilgileri konusunda ortak noktada buluşamamaları, çiftlerin evlenmeden önce birbirlerini tanıyamamış olmaları, kültürel ve etnik farklılıkların sorun oluşturması ve bunlarla baş edememe, evlilikle ilgili gerçek beklentilere sahip olunmaması, cinsellik ile ilgili merak edilenlerin olması ve bu merakların eş ile paylaşılamaması, eşlerin cinsel bağımlılıklarının olması, çiftlerin can sıkıntısı ve bıkkınlıklar yaşayarak sahip oldukları heyecan duygusunu evliliklerinde kaybetmeleri, evliliğin getirdiği sorumluluklarla uğraşırken eşin göz ardı edilmesi, ekonomik nedenlerin getirdiği huzursuzluklar, eğitim düzeyi gibi nedenler aldatmanın nedenleri arasında sayılabilir.
Aldatmanın en sık nedenleri arasında evlilik içerisinde eşlerin duyduğu öfke, takdir edilmeme, hayal kırıklığı yaşama, birbirinden ve evlilikten sıkılma gibi duygular vardır. Bazı aldatmalar ise önemli psikiyatrik bozukluklar, kişilik bozuklukları veya cinsel sapkınlıklar yüzünden gerçekleşmektedir.

Uzman Klinik  Psikolog Sezen Sağlam

Online psikoterapi, klasik yüz yüze yapılan psikoterapi ve danışmanlık yöntemlerinin uygulamalarında olduğu gibi temel klinik görüşme teknik ve etik kurallarına uyularak, danışan ve psikoterapistin farklı yerlerde bulunmasıyla beraber telefon, bilgisayar gibi iletişim araçları ve internet sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen bir psikoterapi türüdür.

Online psikoterapilerin günümüz koşullarında maliyet, zaman, mekân, ulaşılabilirlik açısından daha avantajlı olmaları kullanılabilirliklerini arttırmıştır. Yapılan araştırmalar, coğrafi olarak psikoterapi almaya uygun yerde olmayanlar, fiziksel olarak engelli veya ciddi bir hastalık dolayısıyla evden çıkamayan kişiler için online psikoterapilerin avantaj sağladığını ifade etmektedir. Bunun yanı sıra danışan ile psikoterapist arasındaki terapotik ilişkinin online psikoterapiyle de kurulabildiği, bazı danışanların ise özellikle online psikoterapiyi tercih ettikleri de görülmektedir.

Yapılan klinik çalışmalar, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları, depresif bozukluklar, yeme bozuklukları, evlilik sorunları ve cinsel sorunlar gibi bir çok psikolojik sorunda online psikoterapilerden yarar sağlandığını göstermektedir. Bunun yanı sıra online psikoterapilerin, ağır psikiyatrik bozukluklarda, kriz anlarında, kendine veya başkasına zarar verme düşüncesinin olması durumunda ve velisinin izni ve bilgisinin olmadığı 18 yaşından küçük bireylerde uygulanması uygun değildir.

Online psikoterapi sağladığı tüm bu kolaylıklara ve yapılan çalışmalara rağmen günümüzde hala faydasının olup olmayacağına dair kuşkuyla yaklaşılan bir yöntem olarak görülmektedir. Fakat günümüz koşulları düşünüldüğünde teknolojinin sağladığı imkanlardan faydalanarak etkililiği kanıtlanmış bu terapi türüne bir şans verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Kuşkusuz ki evliliklerde sadakatsizlik, güven duygusunu temelden sarsan, çok ciddi ve incitici bir durumdur. Aldatmanın evlilik üzerinde iki önemli etkisi vardır; birincisi, evlilik dışı ilişkinin evliliği yok etme potansiyeli ve ikincisi de, aldatmanın evlilik üzerindeki duygusal tesiridir. Evlilik içi şiddetten sonra en fazla olumsuz etkiye sahip olan neden aldatmadır. Erkek içinde kadın içinde aldatma iz bırakan bir durumdur. Erkeklerin aldatması elinin kiri gibi bir kavram kullanılarak normalleştirilmekte ve bu durumda kadının da kocasını affetmesi ve yuvasını bozmaması beklenmektedir. Kadınlar eşlerini affetseler bile durum iç dünyalarında böyle olmamaktadır. Her iki taraf içinde aldatılmak, değersizlik, çaresizlik, güvensizlik vb. duygulara sebebiyet vermektedir.

Sanki hep erkekler aldatırmış gibi bilinse de, bu erkeklerin kendi aralarında kaç tane kadınla birlikte olduklarını bir övünç kaynağı olarak anlatmalarından kaynaklanmaktadır. Yapılan araştırmalar kadınlarında eşlerini aldattıklarını ortaya koymaktadır. Fakat kadınlar bu durumu gizli tuttukları için çok bilinmemektedir. Kadının eşini aldatması daha zordur, çünkü kadın için bir ilişkide ilk önce romantizm gelir, duygusallık gelir, kadın daha derin bir ilişki arar, aşk ister. Kadınlar yasak ilişki yaşarlarken daha dikkatlidirler. Erkekler ise daha dikkatsizdirler. Erkekler için aldatmak daha doğaldır.

Aldatma iki şekilde adlandırılıyor.Cinsel aldatma ve duygusal aldatma şeklinde. Var olan bir ilişki içerisindeyken, başka biriyle cinsel ilişkiye girme cinsel aldatma, duygusal olarak bir başkasına bir şeyler hissetme, aşık olma duygusal aldatma olarak adlandırılır. Her ikisi de evlilik için tehlike oluşturacak durumlardır. Genelde erkekler daha çok cinsel aldatmaları tercih ederken, kadınlar duygusal aldatmaları tercih etmektedir. Fakat en kötüsü cinsel birlikteliği de içinde barındıran duygusal bağın kuvvetli olduğu ilişkilerdir.
Aldatma nedenlerine bakıldığında erkek için de kadın için de çok fazla neden sıralanabilir. İlişki heyecanını kaybetmiş olabilir, cinsel tatminsizlik yaşanıyor olabilir, eşler arasında ihmal, sevgi ve şefkat eksikliği olabilir, eşler mutsuz evliliklerinden kaçmak için aldatıyor olabilirler, evliliklerindeki çatışmalarından kurtulmak için duygusal enerjilerini bir başka ilişkiye harcamayı tercih ediyor olabilirler, eşler arasında yakınlıktan kaçınma olabilir, bazen eşlerden biri seks veya tutku bağımlısı olabilir, eşlerden biri evliliğini bitirmek ister fakat yeni birini bulmadan bunu yapamaz. Erkekler daha çok cinsel açıdan değişiklikler, yeni heyecanlar yaşamak için ve cinsel dürtülerini kontrol etmekte zorlandıkları için; kadınlar ise duygusal açıdan ihmale uğradıklarında, mutsuz ve umutsuz hissettiklerinde aldatma yolunu tercih edebilirler. Evli ve çocuklu erkekler ise kendilerinden daha genç partnerlerle eşlerini aldatarak hala güçlü bir erkek olduklarını eşlerine ve çevrelerine kanıtlamak isterler.

Aldatma, aldatılan eş için bir travmadır. Aldatılan eş aldatıldığını öğrendikten sonra, sıkıntı üzüntü, öfke, uykusuzluk, güvensizlik ve depresyon yaşamaya başlar. Aldatılan eşte travma sonrası stres bozukluğu belirtileri görülebilir. Bunların ne kadar süreceği kişiden kişiye değişecektir. Bu durumda yapılması gereken bir evlilik-çift terapistine başvurmak olmalıdır. Eşlerin bu durumda üzerine düşen sorumlulukları alması gerekmektedir. Aldatılma ve sonrasında ortaya çıkan sorunlar aşılamayacak sorunlar değildir. Sadece çiftlerin çaba göstermesi ve evliliklerini bu fırtınadan kurtarmayı istemeleri gerekmektedir.

Evlilik Nedir?

Evlilik, aile yaşantıları ve kültürleri farklı olan iki insanın aynı mekanı, aynı zamanı paylaşmaya başlamasıyla oluşan bir partner ilişkisidir. Evlilik, tüm dünyada olduğu gibi toplumumuzda da var olan en önemli ve en temel kurumlardan biridir. Sağlıklı ve mutlu bir evlilikte olması gereken saygı, sevgi, bağlılık ve güven duygularıdır. Bu duyguların eksilmesiyle veya yara almasıyla birlikte evlilik kurumunda anlaşmazlıklar, çatışmalar ve iletişim problemleri çıkabilmekte ve evlilikler sarsılarak boşanma davalarıyla sonuçlanabilmektedir. Boşanma davalarının artması ve evlilik kurumlarının yıkılması dolayısıyla yeni bir kavram olarak evlilik ve çift terapisi, evlilik danışmanlığı alanları doğmuştur.

Evlilik-Çift Terapisi Nedir?

Çift terapisi; birbirleriyle çatışmada olan iki insanın etkileşimini değiştirmek için düzenlenmiş, çiftin uyumlarını bozan davranış biçimlerini tersine çevirmelerine ya da değiştirmelerine destek olan bir psikoterapi biçimidir. Çift terapisi klinikte karşımıza evlilik terapisi olarak çıkar. Evlilik terapisinin duygusal içeriği daha fazladır, daha derin kişilik ve uyum problemleri olan kişilerle, hastalarla ilgilenir. Evlilik terapisi, evliliği kurtarma terapisi değildir. Evlilikte neyin iyi gidip neyin gitmediğinin anlaşıldığı, ne yapılırsa iyi gidebileceğinin konuşulduğu, bundan sonraki yolun beraber mi yoksa ayrı mı gidileceği konusunda verilen kararın netleştiği yerdir.  Evlilik Terapisi’nin amacı; çiftlerin  aralarındaki  iletişim sorunlarını  çözebilmeleri için kendilerine gerekli becerileri kazandırmaya çalışmak, empati ve uyumu arttırarak evlilik ilişkisini düzenlemek, var olan ilişki problemlerini çözebilmelerine yardımcı olmak ve bu sırada eşlerde görülen davranış bozukluklarını ortadan kaldırmaktır.

Evlilik terapisi, çift olarak sürdürebildiği gibi, çiftlerden birinin terapiye gelmeyi kabul etmediği durumlarda bireysel olarak ta sürdürülebilmektedir. Bireysel Evlilik Terapisi var olmakla birlikte çok tercih edilen bir durum değildir. Çünkü tek başına yapılan evlilik terapisinde dengesizlik olur, evlilik sorunları terapistle paylaşılırken diğer kişi dışarıda kalır ve bu haksızlık yaratabilir.

Evlilikte Tehlike Çanları Ne Zaman Çalmaya Başlar?

Evlilikte birçok önemli sorun vardır. Bunların arasında iletişim eksikliği, sorun çözmede kullanılan hatalı yollar, çocuk yetiştirme konusundaki farklı bakış açıları, akraba ilişkileri, mesleki durumlar, ekonomik sorunlar, cinsel hayattaki yetersizlikler ve uygunsuzluklar sayılabilir. Evlilikte çiftler arasında aldatma ve aldatılmaya dair şüpheler artmışsa, boşanma kelimesi çok sık sarf edilir olmuşsa, sevgi, saygı, güven ve bağlılık duygularında eksilme varsa, çiftler arasında çıkan tartışmalar çok sıklaşmışsa ve sonucunda kavgaya dönüşüyorsa, çiftler birbirlerine artık yeteri kadar zaman ayırmıyorlarsa, cinsel yaşamda uygunsuzluklar ve tatminsizlikler başlamış ise, özel günler hatırlanmaz olmuş ve çiftler birbirlerine iltifat etmiyorlarsa,evlilikte güç ve otorite savaşları başladıysa; o evlilik için tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.  Fakat bu durumu düzeltmek elimizdedir, önemli olan değişimi ne yönde istediğimiz ve gerekli olan sorumluluğu alabilmemizdir.

Cinsel  Sorunların Evlilik Sorunları Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Evlilikte sorunlara yol açan cinsel sorunlar arasında; kadınlarda vajinismus, anorgazmi, cinsel isteksizlik, erkeklerde; erken boşalma, iktidarsızlık, cinsel isteksizlik sayılabilir. Çiftler arasındaki cinsel sorunlara baktığımızda evlilik sorunlarının bu tür problemlere yol açabildiğini görebildiğimiz gibi, cinsel sorunların da aynı şekilde evlilik-ilişki problemlerine yol açtığını görebiliriz. Cinsel sorunlar evlilik sorunlarının sebebi olabileceği gibi aynı zamanda sonucu da olabilir. Böyle bir durumda cinsel problemleri halledebilmek için öncesinde ilişkisel problemleri çözüme kavuşturmak gerekir. Örneğin; erkek, evlilik ilişkisinde karısının dominant olduğunu görüyor ve bundan rahatsızlık duyuyorsa, eşine içten içe bir düşmanlığı varsa, evlilik içerisinde kendini rahat bir şekilde ifade edemiyorsa ve cinsel tatminin eşi için ne kadar önemli olduğunu biliyor ise, bu erkek karısından intikam almak için boşalmasını geciktirmeyecek bu şekilde hem karısını hemde kendisini bilinçdışı olarak cezalandıracaktır.   İlişkisel sorunların, cinsel sorunları nasıl doğurduğu bu örnekle ifade edilmiştir. Bu problemi çözebilmek için ilk önce çiftler arasındaki ilişki problemine odaklanmak gerekecektir.

Son olarak; evlilik içerisinde çok çeşitli problemlerle karşı karşıya kalınabilir. Önemli olan saygı, sevgi, güven, anlayış ve hoşgörü içerisinde, sorunların çözüm yollarını aramaktır.